Ya öl, ya da köle ol!

Hayatta kalabilmek için önce IŞİD vahşetinden kaçıp İzmir’e geldiler. Ölümden kaçtılar bu kez de bir çeşit alt taşeronluk sistemi olan “çavuşların” eline düştüler. Dolandırıldılar, açlığa mahkum edildiler. Ölmek mi zor yaşamak mı?

Haber ve Fotoğraflar: Mehmet Emin AL-ÖZEL / IŞİD teröründen kaçarak İzmir’e gelen Suriyeli sığınmacıların yaşadığı dram orta çağdaki köle ticaretini akıllara getiriyor. Şanlıurfa’daki kamplardan İzmir’in Torbalı İlçesine mevsimlik tarım işçisi olarak gelen 30 aile “dayıbaşı” veya “çavuş” olarak tanımlanan bir çeşit alt taşeronluk sisteminin insafsızlığına terk edilmiş durumdalar. Dayıbaşları bölgede bilinen adıyla Çavuşlar tarafından mevsimlik işlerde köle gibi çalıştırılan Suriyeliler önce Kayseri’de 23 Bin TL, ardından da İzmir’de 18 bin TL’yi bulan alacaklarını alamadıklarını ve çavuşlar tarafından dolandırıldıklarını öne sürdüler.
İzmir’den önce Kayseri’ye götürülen Suriyeli sığınmacılar, burada 6 ay çalıştıktan sonra Manisa’nın, Ahmetli ve Turgutlu gibi ilçelerinde mevsimlik işçi olarak çalıştırıldılar. Manisa’nın ardından Torbalı’ya pırasa toplamak için getirilen 30 Suriyeli aile ilçenin Taşkesik Mahallesi’ne (eski Taşkesik Köyü) yerleştiler. Çadırlarda aç, susuz ve elektiriksiz bir parça ekmeğe muhtaç halde yaşayan Suriyelilerin büyük bölümünü çocuklar ve hasta yaşlılar oluşturuyor.

Ya öl, ya da köle ol!

Ya öl, ya da köle ol!

UMUTSUZCA BEKLEYİŞ
Taşkesik Mahallesi Muhtarı Asım Tayfur ile görüşüp Suriyeli sığınmacıların hangi şartlarda yaşam mücadelesi verdiğini öğrenmek için çadırların bulunduğu alana gidiyoruz. Muhtar Tayfur, öncelikle Suriyeli işçilerin “çavuşlar” tarafından dolandırıldıklarını doğruluyor. Dayıbaşları yani çavuşlar tarafından 30 ailenin yüzüstü bırakıldığını belirten Muhtar Tayfur, “Burada çoluk çocuk çaresiz bir şekilde bekliyorlar. Çavuşlar paralarını işverenden alıp onlara vermeden kaçıp gitmiş” diyor.
Yola çıkarken Kobanili ailelerin IŞİD tarafından öldürülen yakınlarının olup olmadığını merakla yaşadıkları yere varıyoruz. Çadılarda kalan Suriyelilerin oldukça sağlıksız koşullarda yaşam mücadelesi verdiklerine tanık oluyoruz. İçinde bulundukları şartlar ve açlık nedeniyle ölen kardeşlerini yakınlarından söz edemeyecek kadar çaresizler.

TEK YİYECEK YUFKA
Çadırlar iki yerde kurulmuş ve aralarında yaklaşık 3 kilometre bir uzaklıklık var. Sığınmacıların ilk yerleşim yerine varıyoruz. Kaymakamlık bizden bir gün önce üç aydan beri ilk kez un, yağ ve şeker yardımı yapmış ailelere. Birinci çadır yerleşim yerine ulaştığımızda kadınlar yufka ekmek yapıyorlardı. Bize ‘hoş geldiniz’ dedikten hemen sonra elllerindeki tek yiyecek olan yufka ekmeği ikram ediyorlar.

EKMEĞİMİZİ PAYLAŞIYORDUK
Daha sonra diğer çadırların bulunduğu alana varıyoruz. Asıl açlığı ve çaresizliği burada görüyoruz. Çadırlarda bizi bir grup genç karşılıyor. Merhabalaştıktan sonra adını sorduğumuz 23 yaşındaki Firaz Şexi’ye neler yaşadıklarını anlatıyor: “6 ay önce Kayseri’ye mevsimlik işçi olarak gittik. Buarada çalıştık işin sonunda paramızı alamayınca ve çavuşlar ortadan kaybolunca dolandıırldığımız anladık. 23 bin TL paramızı alamadan orada çaresiz kaldık. Sonra Şanlıurfa Siverekli olduğunu söyleyen ve bizimle aynı dili konuşan bir “çavuş” pırasa işi için bizi İzmir’e getirdi. Manisa’da üzüm, Turgutlu ve Ahmetli’de mandalina topladık. Bize “İzmir Torbalı’da pırasa toplayacağız ve paralarınızı vereceğiz” dedi. Geldik burada da 2.5 ay çalıştık. Çavuş bizimle çadırlarımızda yatıp kalkıyordu. Aynı sofrada yemeğimizi, ekmeğimizi paylaşıyorduk. Bu çavuş birgün işverenden aldığı ve bize vermek üzere beklediğimiz 18 bin TL ile ortadan kayboldu. Adının İhsan olduğunu söylemişti bize sonra Sedat olduğunu öğrendik. 20 günden beri burada çoluk çocuk aç bir şekilde bekliyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Paramızı alsak Kayseri’ye yeniden çalışmak üzere gideceğiz” dedi.

AYNI YÖNTEMLE DOLANDIRIYORLAR
Birinci çadır alanında yaşayan aileler günlüğü 35 TL, ikinci çadır alanında yaşayan aileler ise günlük 32 TL karşılığında anlaşarak çalışmışlar. Çadırda kalanlardan 50 kişi Torbalı’da yaklaşık 2.5 ay çalışmış. Suriyeliler, çadırlarında kendileriyle beraber yaşayan, yatıp kalkan ve çok sayıda aileyi çaresiz ortada bırakıp kaçan çavuşların ayrıca savaştan kaçan başka insanları farklı bölgelerde çalıştırdıklarını illeri sürüyorlar. Suriyeli sığınmacıları, çavuşların insafına mahkum eden en önemli neden ise hasta çocuklarına ilaç alacak paralarının olmaması.

ELEKTRİK VE SULARI KESİLDİ
Çadırların bulunduğu alanda havuzbaşı dedikleri ve etrafı tel örgülerle çevrili bir alanda kalan Suriyeli aileler çavuşlardan paralarını alamadıkları için elektrik ve su paralarını da ödeyemez durumu geldiler. Elektrik faturasının bedeli 8 bin 824 TL. Çadırlarını kurdukları alan ise özel mülk olduğu iddia ediliyor ve en geç bir hafta içinde buradan çıkmaları gerektiği de bildirilmiş. Hem paralarını alamadığı hem de çadırlarını kurdukları alanı terk edilmesi istenen sığınmacılardan Abdullah Ahmet adındaki bir genç “Paramızı alamadığımız için çoluk çocuk buarada mecbur kaldık. Aç kaldık. Elektrik faturası gelmiş onu ödemek zorundayız ve kaldığımız bu yerden çıkmamız söyleniyor mülk sahibi tarafından. Ne yapacağımızı bilmiyoruz bize lütfen yardım edilsin” diyor.

IŞİD’TEN KAÇTIK DAHA BETER OLDUK
Kobani’de kardeşini IŞİD vahşetine kurban verdiği söylenen bir diğer genç ise Ahmet Ebid içinde bulundukları çaresizliği, “Biz IŞİD vahşetinden kaçıp buralara geldik şimdi yanı şeyi bize çavuşlar yapıyor. Bebeklerimizle aç susuz burada çaresiz kaldık. Toplamda 28 çadır 30 aile ne yapacağımızı bilmiyoruz. Kayseri’de 23 bin TL paramızı dolandırdılar, burada 18 bin TL, evimizde ekmek yapacak unumuz yok. Dün kaymakamlık biraz un, yağ ve şeker dağıttı da çocuklarımız ekmek yedi. Eğer dün bu yardım gelmeseydi artık çocukaların yiyeceği ekmek de kalmamıştı. Elektrikler kesildi su da öyle. Bize yardım yapılsın Kayseri’ye gidip çalışacağız. Şimdi oraya da gidemiyoruz” şeklinde anlattı.

SADECE ISINMAK İÇİN

Çıplak ayaklı çocukların çaresizliğine tanık olduğumuz çadır alanından ayrılmak üzereyken yetmiş yaşlarında bir kadın peşimizden Arapça bir şeyler söyleyerek yanımıza yaklaştı. Görme engelli olduğunu öğrendiğimiz Fehmiye Dehem, söylediklerini bir genç bize çevirdi: “Ateş yakmak için 1 TL paramız yok. Yemek pişirmek için değil, ısınmak için… ”

Devlet köleliğe göz yumuyor

Torbalı Taşkesik Mevki Çadır Kampı’nı ziyaret eden Halkların Köprüsü Derneği’nden beş kişilik bir heyet (Cem Terzi, Kader Ayyıldız, Hozan Mohammed, Yıldırım Şahin ve Erol Turan), kampta aciliyetli olarak yapılması gerekenleri tespit ederek bir rapor hazrladı. Raporda; “Köle ticaretini sadece IŞİD yapmamakta bugün Suriyeli sığınmacıların mevsimlik işçi adı altında dayı başı sitemi aracılığı içinde bulundukları durum bir tür köle ticaretidir. Devlet kurumları dahil herkesin bildiği ama kimsenin gereğini yapmadığı bu sömürü sisteminde, Egeli toprak sahipleri işveren, Arap ve Kürt dayı başıları (işçi çavuşları) aracı ve savaştan kaçarak ülkemize sığınmış bu insanlar da bir tür köle durumundadır. Her tür hakları gasp edilmekte ve her tür tehlikeye maruz bırakılmaktadırlar. Tüm bunlar devletin bilgisi ve gözlemi dahilinde olmaktadır.” denildi. Ayrıca kampta sağlık sorunları yaşayanların aciliyetli olarak tedavi edilmesi gerektiği vurgulandı.

 

Kaynak: http://gazetedokuzeylul.com/?p=5579

Comments are closed.