Halkların Köprüsü Derneği Torbalı Eğerci mahallesi saha değerlendirme, gıda ve kıyafet dağıtımı raporu 20.11.2016

img_0853Yerel basında çıkan (18 Kasim) 3 aylik Suriyeli Nauf bebeğin soğuk, zatürre ve besin yetersizliği nedeniyle ölümü haberi üzerinde Torbalidaki gönüllümuz Mehmet Kaçmaz’dan ön araştırma yapmasi için bölgeye gitmesini rica ettik. Daha önce hiç bir Stk ve kamu kuruluşunun burada yaşayan mültecilere ulaşmadığını ve durumlarının çok kötü olduğunu öğrendik. Bunun üzerine geniş bir ekiple Eğerci Mahallesi 10.caddede toplam 3 yerleşkede 60 yetişkin 30 çocuğun bulunduğu 31 aileyi ziyaret ettik.

Yanımıza 40 aile için 2 hafta yetecek kuru gıda paketleri, kışlık giysi, battaniye, halı vb gibi eşyalar ve çocuklar için oyuncaklar aldık.

Yapılan görusmelerde ailelerin Suriye’nin İdlib, Halep ve Kobane bölgelerinden geldiklerini öğrendik. Farkli aile ve kabile gruplarına sahip insanların içinde daha önce Halep bölgesinde belediye başkanlığı yapmış bir öğretmenle de tanıştık fakat çoğunluk savaştan önce Suriye’de de tarım işçiliği yapan kişilerdi. %40’a yakınında kimlik yoktu ve büyük çoğunluk Türkiye’deki haklarına dair hiç birşey bilmiyordu.
Mahallenin Türkiyeli sakinlerinden sıklıkla ”Neden geldiler?, Gidip ülkelerinde savaşsınlar., Biz Çanakkale Savaşında savaştık onlar da savaşsın.,Burda çalışıp Suriye’de tarla alıyorlar, aslında Suriye’ de savaş yok. ” gibi nefret söylemleriyle karşı karşıya olduklarını gözlemledik. Biz ordayken bize de aynı beyanları tekrarlayan mahalleliye durumu anlatıp, söylemlerine karşı çıktığımızda ise bizim mültecilere hizmet sağlamamızı zorlaştıracak tavırlarla karşılaştık. Buna rağmen işimize devam ettik ve bölgede yaşayan mültecileri yalnız bırakmayacağımızı, haklarının olduğunu ve buraya tekrar tekrar geleceğimizi söyledik.

Ayrıca yaşam koşullarının ne kadar kötü durumda olduğunu, hem sağlık hem güvenlik tehlikesi içinde olduklarını img_0839paylaşmak üzere Jandarmayı aradık. Bölgeye gelen Jandarma Komutanı ve görevlilerine gözlem ve tesbitlerimizi aktardık. Olası sorunlarda birbirimize ulaşmak için telefon numaralarımızı aldık.

Mültecileri buraya getiren Dayı başı ile de telefonda görüşüp, insanları neden fiziki koşulları daha iyi bir yere yerleştirmediğini sorduk. Yerel halkın Suriyelilerin çok kalabalık yaşadıkları için evlerini kiraya vermek istemediklerini söyledi.

Yerleşkelerin Fiziksel Koşulları:
Birinci gittiğimiz yerleşkede büyükçe bahçenin içinde iki odalı harabe denilebilecek bir ev vardı. Burada 10 aile toplam 25 kişi yaşıyorlardı. Hiç birinin kimliği yoktu. Herkes akraba idi ve İdlib’den 1,5 -2 sene önce gelmişlerdi. 10 metrekarelik odalarda 10-15 kişi kalıyordu. Odalarda herkese yetecek yatak dahi yoktu. Kartonlar serilip üstüne yattıklarını söylediler. Bu evde kalanlar arasında 5 ve 7 aylık 2 hamile kadın vardı. İkisi de biz gittiğimizde tarlada çalışıyordu.
Evde yaşayanlardan 12 kişi tarlada çalışmaktaydı. Bunlardan 5’i yeni doğum yapmış lohusa kadın ve bebeklerini de emzirmek için beraberlerinde tarlaya götürmüşlerdi. Günlük yevmiye 40 lira aldıklarını söylediler. Hergün iş olmuyordu. Yevmiyelerini alamadıkları ile ilgili bir şikayette bulunmadılar ama işin düzenli olmadığını arada sırada gidebildiklerini söylediler.

Odaların kapıları kırık, camları yok. Tuvalet, banyo ve mutfak yok. Isınma kaynakları yok. Yemek pişirebilecekleri herhangi bir düzenek yok(ocak, fırın vs). Bahçe yoğun çamur ve pislik içinde. Tuvalet ihtiyacında bahçe ve girişteki molozların olduğu bir bölüm kullanılıyor. Bu yüzden bahçede ve evin içinde çok yoğun derecede sinek,fare,haşere var. Çocukların da üstünde onlarca sinek vardı.
Elektrik ve su yoktu. Su bir hafta öncesine kadar evin kenarındaki çeşmeden akıyormuş ama artık kesilmiş. Yakındaki diğer akrabalarından suyu taşıma usulü getiriyorlar. Eve bir ay öncesinde 500 lira kira veriyorlarmış ama bu ay paraları olmadığı için ödeyememişler ve ev sahibine ödeyemeyeceklerini söylemişler. Ev sahibi de kabul etmiş.
Evde yemek piştiğine dair hiçbir işaret yoktu. Ne ocak ne de yiyecek gözlenmedi. Yemek yemeyi nasıl sağladıklarını sorduğumuzda ‘’Ne zaman bulursak o zaman yiyoruz, sabah çocuklara yemeleri için sıcak suya ekmek ıslatıp verdik’’dediler. Çocukların hepsinde besin yetersizliğine bağlı gelişime geriliği vardı.

img_0717İkinci yerleşkede 15 aile 35-40 kişi kalıyor. Burada yaşayanların çoğunluğunun kimliği var. İdlib’den gelmişler. Diğer ev ile uzaktan akrabalar. 4 oda ve girişte solda bir çadır var. Biz gittiğimizde bu çadırda kalan bebeğin 39 derece ateşi vardı ve acilen hastaneye götürdük. Bebekte kronik besin yetersizliği ve üst solunum yolu enfeksiyonu tespit edildi. Bu şartlarda yaşamaya devam ederse bu bebeği de kaybedebileceğimizi düşünüyoruz.Burasının da fiziksel koşulu en az birincisi kadar kötü idi. Zemin daha fazla çamur halinde. Odaların camı ,kapısı yok. Mutfak ve tuvalet var. Ama yine hijyen koşulları çok çok yetersiz. Bir odanın içine soba kurmuşlar ve orada yemek yapıyorlar. Diğer odaların ısınmasını nasıl sağladıklarını sorduğumuzda ise, soba olmadığını soba olsa bile odun olmadığını söylediler. Burada da yoğun haşere vardı. Buradaki yetişkinlerin hepsi tarlada çalışıyordu. Tarlaya gittiklerinde çocukları ya bir kadına ya bir erkeğe ya da yaşı biraz büyük bir çocuğa bırakıyorlar. Bazı günler ise yaşları 1-6 arasında değişen çocuklar tek başlarına kalıyor. Burada yaşayan hasta bir bebeği daha hastaneye götürmek istedik ama bebeğin anne babası tarlada çalıştığı için yakını hastaneye götürmemize izin vermedi.

Üçüncü yerleşkede ise 3 yapı ve 2 çadır vardı. Eskiden ahır olarak kullanılan bir bölge. Burada Halep,Kobane ve Idlib’den gelen aileler yaşıyor. Girişteki evde yerli bir aile yaşıyor. Onun dışında toplamda 7 aile 36 kişi var. Çoğunlukta kimlik vardı. Bir evde Halep bölgesinde belediye başkanlığı yapmış bir öğretmen ile tanıştık. 5 gün önce buraya gelmişler ama yaklaşık 2 yıldır 11 kişilik ailesi ile birlikte Türkiye’de. Kimlikleri var ama Adana ve Çanakkale’ye kayıtlılar. Bu Halepli aile diğer aileler ile çok samimi olmadıklarını söyledi.Ortak bir dayanışma geliştirilememiş olduğunu gördük burada. Biz gittiğimizde evin dışına tuvalet inşa ediyordu. Elektrik su dahil kiraya 400 lira veriyor.
Arka tarafta 10 metrekarelik bir alana kurulmuş olan bir çadır vardı. 5 kişi kalıyorlar. Sadece çadırın yer parası, elektrik ve su için 350 tl kira ödüyorlar.

Çocuklar
Çocukların hepsinde besin yetersizliğine bağlı gelişme geriliği vardı. Banyo yapamadıkları için çok kirliydiler. Çoğunda saç biti tespit edildi. Hiçbirinde ayakkabı yoktu. Hepsi ya yalınayak ya da çorapla dolaşıyor, çamur içinde duruyorlar. Bazı çocuklar refakatsiz, 9 yaşında bir çocuk ailesi ile birlikte sınırı geçerken anne babası geçemediği için tek başına geçip akrabaları ile birlikte gelmiş. Çocuklar çok mutsuzdu. Dağıttığımız oyuncaklarla dahi oynamadılar. Ne ağlıyorlar ne gülüyorlardı. Pek çok çocuk hastaydı. Gördüğümüz çocuklar 1-7 yaş aralığındaydı. Kalanların tarlada çalıştığını düşünüyoruz.

Kadınlar
Genel olarak kadınlar major depresyondaydı. Bebeğini kaybeden annenin 3 gündür uyumadığını öğrendik. İkinci evde görüştüğümüz kadın daha önce intihar girişiminde bulunmuştu. Psikiyatrist arkadaşımızla bir sonraki gidişimize kadar kendine zarar vermeyeceğine dair bir görüşme yaptılar.
Kadınlar hem tarlada çalışıyor hem çocuklara bakıyor hem de düzeni sağlamaya çalışıyorlar. Ama çok yüksek bir çaresizlik, boşvermişlik, ümitsizlik gözlemledik. Kadınlardan birine geleceğe dair bir düşüncen var mı diye sorduğumuzda, ‘’Şuraya baksanıza , burada ne ümidi’’ diye cevap verdi.

Erkekler
Erkeklerin kadın ve çocuklara nazaran fiziksel olarak daha iyi durumda olduğunu gördük. Ama onlarda da umutsuzluk hakimdi. Kadın ve çocuklar için özel bir çalışma yapma gerektiğini düşündük.

Sağlık taramasından sonra gıda, giysi, oyuncak dağıtımı yapıldı.
Raporları görüşmek ve sonraki müdahaleleri planlamak üzere dernekte 2 saatlik bir toplantı yapıldı.
Düzenlenen raporlar kamu yetkililerine elden verilecek ve kamu oyu bilgilendirilecektir.
Bölgeye en kısa zamanda tekrar gidilecektir.

Comments are closed.