3. ALAN KURDİ MÜLTECİ ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

HALKLARIN KÖPRÜSÜ

Halklararası Dayanışma Köprüsü Derneği

 

  1. ALAN KURDİ MÜLTECİ ÇALIŞTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

05-06 Mayıs 2018

Tepekule Kongre Merkezi / İZMİR

05-06 Mayıs 2018 tarihlerinde üçüncüsünü düzenlediğimiz Alan Kurdi Mülteci Çalıştayı’nda Kent Mültecileri ve Yerel Yönetimler ana teması  kapsamında, “Kentlerde ve Kamplarda Mülteciler”, “Kent Mültecileri, Yerel Sorumluluklar ve Kapsayıcı Kent Yönetimi” ve “Yemek ile Yerleşmek: Suriye Mutfakları” başlıklı sunumlar yapılmıştır. “Mülteciler ve Yerel Yönetimlerin Sorumluluğu” ve “Mülteciler İçin Kent Yaşamı: Sorun ve Çözüm Önerileri” başlıklı atölye çalışmaları düzenlenmiştir. Ayrıca Çalıştay süresince “Mülteci Hayatlar” isimli karma bir fotoğraf sergisi gerçekleştirilmiştir.

Mültecilerin yeni yerleşim mekânlarında karşılaştıkları sorunlar, bu sorunların nasıl çözülebileceği, çözüm konusunda yerel yönetimlere düşen sorumluluklar, mültecilerle yerel halkın birarada barış içinde yaşayabilmeleri, kamusal dostluk ilişkileri kurabilmeleri için yapılması gerekenler, mültecilere yönelik nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadele için yerel yönetimlerin geliştirmesi  gereken politikalar tartışıldı.

Halkların Köprüsü Derneği, “mülteci” terimini, zorunlu ve hayati nedenlerle ülkesinden ayrılarak  başka bir ülkeye göç eden istisnasız herkes için kullanmaktadır. Dolayısıyla bu Çalıştayımızda da  ülkesini terk etmek zorunda kalarak Türkiye’ye yerleşen herkesi, ulusal mevzuat tarafından hangi statüde tanımlanırsa tanımlansın mülteci olarak kabul ediyoruz. Çalıştayımız bu kabulle başlamıştır.

Yerel yönetimler mültecilerin kamusal hizmetlere ulaşmasını, kente yerleşmekten kaynaklanan haklarını kullanmasını sağlamak için özel bir öneme sahiptir. Zira yerel yönetimler, kent sakinlerinin iradelerinin kendisinde cisimleştiği siyasi karar alma örgütleridirler. Mülteciler de kentlerin yeni sakinleridirler. Bu nedenle yerel yönetimler, mülteciler ve yerel halk arasındaki ilişkiden, mültecilerin daha spesifik olarak yaşadıkları sorunlara kadar, kentlilerin hem kentle ilgili sorunlarının çözüm mercii hem de kentle ilgili kararlarının örgütlü, sistematik temsilcisidirler. Bu nedenle bu çalıştayda, yerel yönetimlerin mülteci sakinlerine karşı sorumluluğu konu edildi.

Çalıştay’da yerinden edilen insanların, mültecilerin görmezden gelinmesine/yok sayılmasına neden olan ve çözümsüzlük algısına yol açan mülteci krizi dilinin sakıncalarına/tehlikelerine işaret edilerek, insan haklarına ve fırsat eşitliğine dayalı yeni bir dil inşa etmenin gerekliliği vurgulandı. Böyle hak temelli, ötekileştirmeyen bir dilin, mültecilerin kendilerini, yeni yerleşim yerlerinde güvende ve dostane ilişkiler ağı içinde hissedebilmelerinin ön koşulu olduğuna dikkat çekildi.

Mültecilerin kendilerini nispeten daha az yabancı hissedebilecekleri alanlara yerleşme eğiliminde oldukları önemli bir vurguydu.   Yerel yönetimlerin, birlikte yaşama kültürü oluşturmak için  üzerine düşen sorumlulukları yerine getirebilecek yol haritalarını, kültürel farklılıkları gözeten bir anlayış doğrultusunda ve ihtiyaçları iyi tanımlayarak gerçekçi bir hat üzerinde oluşturmaları gerekliliğini ifade etti.

Kentlerde yaşayan bütün insanlar barınma, suya erişim, güvenli çevrede yaşama,  kentsel hizmetlere, temiz gıdaya ve çevreye erişim hakkı gibi birtakım haklara sahiptir. Kent sakinlerinin istisnasız hepsi, bu haklardan eşit ölçüde yararlanmalıdır. Mülteciler de yasal statülerinden bağımsız olarak İHEB ve hemşehrilik hukuku temelinde hak sahibidirler. Kentlerde yaşayanların, hizmetlere erişemedikleri, kent hayatına eşit ölçüde katılamadıkları, kent üzerinde eşit söz hakkına sahip olamadıkları sürece yaşam alanlarını sahiplenebilmeleri mümkün olmaz. Bir kenti kentliye ait kılan, kent sakininin o kent üzerinde tasarrufta bulunabilme kapasitesi ve bu kapasitenin aktüel hale gelebilmesi için sahip olduğu yasal güvencelerdir. Aksi taktirde insan, yerleştiği, yaşadığı kentte kendini yabancı ve öteki olarak hisseder.  Bu sahiplenememe ve yabancı hissetme durumu ise geçici olma ve güvencesizliğin en önemli nedenlerinden biridir.

Geçici olma durumu mekanla bağ kurmayı, mekanı içselleştirip kendinin kılmayı engeller. Mekanı tanıma, kendini mekanla birlikte tanımlama isteği azalır. Dahası böyle geçici bir konum  içerisinde, hak mücadelelerinin sürekliliği de görece daha zayıftır. Dolayısıyla geçicilik/misafirlik dolayısıyla yabancılık durumu, kentle ilişki kurma ve kentsel talepleri iletme, takip etme gücünü zayıflatır. Misafir tanımlaması, güçsüzleştiren, mağduriyet üzerinden kimlik veren bir tanımdır ve misafirin sahip olabileceği hak ya da ayrıcalıklar ev sahibinin yetki alanındadır. Misafir söylemi, mültecileri ev sahibinin şefaatine/lütfuna muhtaç hale getirdiğinden özellikle yerellerdeki hak mücadelesini imkansızlaştırır. Yine bu söylem, mültecileri istisna bir duruma yerleştirerek aslında onların yaşam alanını bir kampa dönüştürmekte; güvenli bir gelecek kurabilmeleri için kendi yaşamlarının öznesi olmalarını engellemektedir. Mültecilerin, sivil haklardan mahrum bırakılmış pasif, biyopolitik nesnelerden, iktidarın tahakküm alanından sıyrılmayı başaran ve mücadele veren öznelere dönüşmesi için, onların kentlere gerçek anlamda yerleşebilmelerini sağlayacak olan kurumlar, yerel yönetimlerdir.

Bu sebeple mültecilerle birlikte, onların içine hapsedildiği istisna durumunu/misafirlik durumunu reddediyor, mültecileri hemşehrilerimiz olarak kabul ediyoruz. Tam da bu noktada kenti kentliye ait kılacak kentsel kapasitelerin yasal güvencelerini sağlayacak bir örgüt olarak yerel yönetimler devreye girmelidir. Yerel yönetimler, hizmet şirketleri ya da kar amacı güden yapılar değil, kamusal yönetsel demokratik örgütlerdir; başka bir deyişle yerel yönetimler, kentte yaşayanların tüm karar alma mekanizmalarına dahil olabildiği toplumsal temsiliyet örgütleri, siyasi karar mercileridir. Bunun anlamı, yerel yönetimlerin, olağan durumun dışında bir süreç söz konusu olduğunda mevzuatın ötesine geçebilme kapasitesine sahip olmasıdır. Yerel yönetimlere bu kapasiteyi veren, kent sakinlerinin iradesidir. Bir kentte yaşayan herkes o kentin kentsel sakini, daha iyi bir deyişle o kentin yurttaşıdır. Kentler belediyelerin değil kentlilerin olduğu; yerel yönetimler yurttaşlarının iradesini temsil ettiği içindir ki toplumsal politika örgütleri olarak belediyelerin sorumluluğu, kent sakinlerinden oluşan kentsel yurttaşların kentlerin sunduğu bütün olanaklardan eşit bir şekilde yararlanmasını sağlayacak güvenceleri bazen mevzuata rağmen oluşturmak, bu amaçla barışçı bir yerel yönetim politikası geliştirmektir.

Halklar yasal statüleri üzerinden ayrıştırılmalarına rağmen, aynı mekanı paylaşan halkların sorunları da ortaklaştığından, ortak sorunları çözmek için beraber mücadele etmenin yolları aranmalıdır.

Ülkemiz artık ana göç yollarından biri ve kaynak ülkesidir. Bu nedenle sınır ve kıyı illerinin belediyelerinin olağan dışı göç dalgaları ve insanı ihtiyaçlar karşısında sorumluluk alması gerekir. Bu konuda yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Büyük göç hareketleri kentlerde olağandışı tedbirler ve programlar gerektirir. Belediyelerin görevinin sadece maddi ihtiyaçlar kapsamındaki çöp toplamak, çevre temizliği vb hizmetlere indirgenmesi engellenmeli, Belediyelerin o kentte yaşayan kişilerin nasıl yaşamak istediği konusunda siyasi rolünün öne çıkartılması gerekmektedir. Belediyelerin kimseyi geride bırakmayan, tüm toplumsal grupları kapsayan bir yerel yönetim anlayışını benimsemesini savunuyoruz. Atölye çalışmaları sonrasında ortaya çıkan ve aşağıda sıralanan ortak önerilerin, sadece mültecileri ilgilendirmediğine, söz konusu önerilerin aslında toplumun tüm kesimleri için uygulanmasının halklar arasındaki ayrışmanın azaltılması için büyük önem arz ettiğine dikkat çekmek isteriz:

YEREL YÖNETİMLERE MÜLTECİLERLE BİRLİKTE BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK İÇİN ÖNERİLER

  • Belediyeler üzerinde merkezi hükümetin vesayeti kaldırılarak yerel katılımcılığın güçlendirildiği demokratik karar verme merkezlerine dönüştürülmelidir.
  • Mevzuattaki kısıtlamalar, kaldırılmalı; mültecilere hizmet suç olmaktan çıkarılmalıdır.
  • Belediyeler kentte yaşayanların yasal statüsü ya da hayırseverlik temelinde değil hemşehrilik hukuku temelinde hizmet vermelidir.
  • Kent konseylerinde farklı toplumsal kesimlerin birlikte çalışmasının koşulları oluşturulmalıdır.
  • Mahallelerde meclisler oluşturmalı bu meclislerin sözcüleri kent meclislerinde ve en nihayetinde belediye meclislerinde temsil edilmeli. Bu yapı aşağıdan yukarıya doğru kurgulanmalı. Bu meclislerde mültecilere de temsil hakkı tanınmalıdır.
  • Belediyelerde mültecilerin ihtiyaçlarının tespit edilmesi, sorunların giderilmesi ve mültecilerin kent yönetimine daha çok katkı sağlayabilmesi için mülteci komisyonları oluşturulmalıdır.
  • Belediyeler mülteciler için çalışan gönüllü dernek/kurumlarla işbirliği içinde olmalıdır.
  • Belediyelerin kendi personellerine ayrımcılığın tehlikeleri ve insan hakları konusunda eğitim verilmesi elzemdir. Belediye personelinde ayrımcılığa karşı bir bilincin oluşturulması gerekmektedir.
  • Kentte yaşayan mültecilere hizmet verme konusunda belediyelerin veri ve kayıt konusunda imkansızlıkları bulunmaktadır. Göç idaresi ve valilikler mültecilerin sorunları konusunda iş birliği yapmalıdır.
  • Belediyeler mültecilerin maddi ihtiyaçları konusunda yasal ve maddi imkansızlıkların üstesinden gelmeye çalışmalıdır. Kaynağı kullanacakların oluşturacağı bir belediye bütçesi üretilmesi gerekmektedir. Bu konuda yeni yöntemler geliştirecek birimler oluşturulmalıdır.
  • Mülteciler hakkında sağlıklı veri tutulmalı ve bunun açık şekilde paylaşılması için yetki verilmeli.
  • Maddi ihtiyaçların giderilmesinin yanı sıra yerel halkla mülteciler arasında iletişimi kuvvetlendirecek zeminler inşa edilmelidir.
  • Mültecilerin hangi alanlarda mesleki eğitim kurslarına ihtiyacı olduğu tespit edilmeli, durumla ilgili mevcut engellerin kaldırılması sağlanmalı, kursa katılan mülteciler için sertifika belediye tarafından verilmeli. İlgili mesleki kursları tamamlayan mültecilerin diğer dezavantajlı gruplarla birlikte istihdam edilmesi için işyerlerine kota koyulmalıdır.
  • Semt merkezleri ve Türkçe kursları yaygınlaştırılmalıdır.
  • Mültecilerin o kentte sadece tüketen bireyler olarak görülmemesi; kente yaşayan yerleşik halkın mültecilerle, mültecilerin yaşadıkları kentle iletişimlerinin geliştirilmesi için özellikle kadın ve çocukları odağa alan karşılaşma alanları arttırılmalıdır.
  • Yerleşik halkın mültecilere yönelik olumsuz tavrının kırılması için kentteki billboardlarda mültecilerin eşit haklara sahip olması gerektiği yönündeki afişler yer almalıdır.
  • Ortak yaşam alanlarında çok dilli sokak tabelaları kullanılmalı ve mültecilerin kentin bir parçası olduğunu yansıtmak için bazı kamusal alanlara farklı halkların kültürlerinde ön plana çıkan isimler verilmelidir.
  • Kültür günleri gibi etkinliklerle mültecilerin kültürel zenginlikleri ile toplumda görünür olması sağlanmalıdır.
  • Kültür haritaları oluşturularak tek tip hizmetin önüne geçilmelidir.
  • Barolarla işbirliği yaparak mültecilerin de yararlanabileceği çok dilli hukuki danışma merkezleri oluşturulmalıdır.
  • Belediyelerin, çok dilli hizmet veren çağrı merkezleri, web sayfaları, sosyal medya kanalları oluşturulmalıdır.
  • Mültecilerin kent yaşamına dahil olabilmeleri için ücretsiz ve çok dilli toplu taşıma hizmetleri verilmelidir.
  • Çok dilli kent rehberleri hazırlanmalıdır.
  • Belediyeler tarafından hastanelerde mültecilere yardım etmek üzere tercüman istihdamı sağlanabilir.
  • Belediyelerin kentteki bireylere yönelik hazırladığı tüm broşürler çok dilli olmalıdır.
  • Çocukların eğitime erişimini kolaylaştırabilmek için okullara ücretsiz servis hizmeti sağlanmalıdır.
  • Kayıt dışı çalışan çocuklara yönelik çalışmalar yapılmalı ve bu çocukların eğitim haklarını elde edebilmeleri için düzenlemeler gerçekleştirilmelidir.
  • Çocuklara yönelik ücretsiz etkinlik alanları oluşturulmalı, bu etkinlik alanlarında kurslar yapılmalıdır.
  • Belediyelerin çocuklar için açtıkları, yaz okullarından mülteci çocukların da faydalanması sağlanmalı
  • Özellikle kadınların çalışma taleplerinin gerçekleştirilebilmesi için birlikte üretimin sağlanabileceği atölyeler ve kooperatifler kurulmasına ön ayak olunmalıdır. Ürünlerin pazarlanması konusunda kolaylaştırıcı ön açıcı çalışmalar yapılmalı, örneğin stant yerleri gösterilmelidir.
  • Kadınların günlük olarak mahallelerinin dışındaki kamusal alanlara çıkmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirilmelidir.
  • Toplumdaki LGBTİ bireyler gibi dezavantajlı grupların, şiddetten korunabilmesi için sığınma mekanları oluşturulmalıdır.
  • Evde bakım hizmeti /özel beslenme ihtiyaçları olan mültecilere de destek hizmetleri sağlanmalıdır.
  • Mülteciler ve diğer dezavantajlı gruplar için erişilebilir kreş ve çocuk bakım hizmeti sağlanmalıdır.
  • Belediyeler tarafından mültecilerin barınma alanları ile ilgili belirli, sağlıklı, onurlu, insanca bir standardın belirlenmesi ve bu alanların oluşturulması gerekmektedir.
  • Konuta erişimi olmayan gruplar için belediyeler, sosyal konut üretimi konusunda yeniden aktif hale gelmelidir.
  • Belediyeler ev sahiplerinden kiraladıkları daireleri mültecilere kiralayarak garantörlük ve aracılık yapabilir, mültecilerin yaşadıkları istismarların ve spekülatif artışların önüne geçebilirler. Emlak vergisi, inşaat ruhsatı vs. den alınan harçların adaletli bir şekilde düzenlenmesini sağlayarak, dezavantajlı grupların faydalanması için kaynak aktarımı yapabilirler. Bu müdahaleler ile kira (gayrimenkul) piyasasını da denetleyen ve düzenleyebilen aktif bir rol üstlenmelidir.
  • Mültecilerin sağlık koşullarını da kötüleştiren evlerdeki böcek ve haşere sorunun çözülmesi için belediyeler, ücretsiz ilaçlama hizmeti vermelidir.
  • Gıdaya erişim ve denetlenmesi konusunda belediyelerin aktif rol alması gerekmektedir. İçilebilir su hizmeti vermeleri sağlanmalıdır. Belediyelerin gıda bankaları kurmaları ve bu bankalardan mültecilerin de faydalanması sağlanmalıdır

 

Mültecilerle birlikte tüm dezavantajlı grupların gözetildiği, yaşam alanlarını paylaşan herkesin eşit haklarla kamusal hayata katılımının desteklendiği bir yerel yönetim anlayışı talep ediyoruz.

Herkese yeter dünya! Herkese yeter ekmek!,,

 

Comments are closed.