Mültecilik Suç Değildir Basın Açıklamamız

Basına ve Kamuoyuna,

Mültecilik Suç Değildir!

21 Temmuz 2019 günü İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Türkiye’deki mültecilere atfen, “kapıları açarsak AB’de hiçbir hükümet altı ay dayanamaz” diye açıklama yaptı. Bir gün sonra 22 Temmuz’da bu defa, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye-Avrupa Birliği arasında yapılan 2013 tarihli “Yasadışı mülteciler ve yasa dışı faaliyetlerle vize kurallarını ihlal eden” leri geri almayı kabul eden anlaşmayı tek taraflı olarak askıya aldığını ilan etti. Yine aynı gün İstanbul Valiliği, kentte ikameti olmayan ve “geçici korunma kaydı bulunmayan” Suriyeli mültecilere 20 Ağustos’a kadar kayıtlı oldukları illere geri dönmeleri gerektiğini belirten bir açıklama yayınladı.

Hatırlanacağı gibi Mart 2016’da da AB-Türkiye arasında imzalanan “geri kabul anlaşması” yapıldığında iktidar tarafından doğrudan AB’den alınacak para ile ilişkilendirilip kamuoyuna ‘’Başarı’’ adı altında sunulmuştu. İçişleri ve Dışişleri Bakanlarının yaptığı açıklamalar daha önce olduğu gibi mültecilerin Türkiye’nin dış politikasında hala daha bir koz olarak görüldüğünü net olarak gösteriyor.

İstanbul Valiliği’nin sadece İstanbul’da yaşayan Suriyeli mültecileri hedef alarak yaptığı açıklama ise; Mültecilerin artık iç politikanın da doğrudan konusu olduğunu göstermiştir. Bu açıklamanın yapıldığı günlerde de basına, Suriyeli mültecilerin herhangi bir kaydı olmadığı veya gönüllü olma gibi gerekçelerle Suriye’ye geri gönderildiklerine dair haberleri düşmeye başlamıştır. Bu haberler bir şekilde geri gönderileceğine dair ‘mevzuatla ilgili herhangi bir sıkıntısı olmayan’ mültecilere de bir gözdağı niteliğindedir.

İstanbul Valiliği’nin açıklaması beraberinde pek çok soruyu akla getirmiştir. Bu tarihten sonra ne olacaktır? Valilik, polis marifeti ile Suriyeli mülteci avına mı çıkacaktır? Son günlerde mültecilere özellikle de Suriyeli mültecilere yönelik nefret söylemi yükselirken ve ırkçı saldırılar dramatik bir biçimde artmışken Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından sokakta olan, komşusu olan, iş veya okul arkadaşı olan; Kısacası hayatın içinde olan Suriyeli mültecileri, onların evlerini, dükkânlarını, iş yerlerini ihbar etmeleri mi istenecektir? İstanbul Valiliği gibi bir kurumun son dönemde ortaya çıkan gerilim dalgasına rağmen, hem de tarih belirterek yaptığı bu açıklama sonrasında birilerinin kendisine vazife çıkararak Suriyeli mültecilere karşı sonuçları öngörülemez eylemlere de girişebileceği hiç mi akla getirilmemiştir?

İstanbul’dan başka illere sevk edilecek Suriyeli mülteciler için ne gibi bir planlama yapılmıştır? Suriyeli mültecilerin hangi koşullarda İstanbul’dan çıkarılması planlanmaktadır? Geri gönderilecekleri illerdeki koşullar nelerdir, varsa iyileştirmeler yapılmış mıdır? Bu sorulara dair kamuoyuna tatmin edici cevapların verilmesi gerekir. Valiliğin açıklamasının ardından, 20 Ağustos itibariyle Suriyeli mültecilere karşı ortaya çıkacak olası saldırıların birinci derece sorumlusu İstanbul Valiliği ve bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı olacaktır.

Hükümetin koşullara göre ve çoğunlukla mültecilerin haklarını tehdit eden, askıya alan mevcut politikaları karşısında, muhalefet partilerinin sorumluluğu hiç de az değildir. Muhalefetin görevi; Hükümetin mülteci politikaları ile ortaya çıkan olumsuzlukların insani ve evrensel değer ve haklarla giderilmesi için hükümeti uyarmak, gerekirse hükümete baskı yapmaktır. Kazandıkları yerel yönetimlerde mültecilerin insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için çalışmalar yapmaları, her türlü ayrımcılığa karşı örnek yaklaşımlar sergilemeleri gerekmektedir. Mülteci politikalarının olumsuz sonuçlarına bakarak; Mültecilere karşı nefret söylemi ve ırkçı söylemler, politikalar üretmek muhalefetin görevi olamaz!

Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, öncelikle İstanbul Valiliği’nin 20 Ağustos gününü işaret ederek yaptığı açıklamayı derhal geri çekmesini ve açıklamada sözü edilen geri gönderme uygulamasının yapılmayacağının ilan edilmesini talep ediyoruz.

Mecliste grubu bulunan muhalefet partilerinin, bu konuda hükümeti izlemelerini ve baskı oluşturmalarını, toplumsal barış ve huzuru yaratacak adımlar atmalarını bekliyoruz.

Bu taleplerimiz yanında daha önce de ifade ettiğimiz gibi:

-Sınır dışı etme uygulamaları durdurulsun.


-Kimliksiz olanlara mevzuata göre kayıt işlemleri yapılarak kimlikleri verilsin.


-Dini, ırkı, milliyeti, belirli bir toplumsal gruba üyeliği veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm gören veya göreceği endişesi ile ülkelerinden kaçıp Türkiye’ye gelen bireylere; Evrensel hukuk ilkeleri gözetilerek ayrımcılık yapmadan mültecilik statüsü verilsin.

-Mültecilerin yaşam, barınma, sağlık, eğitim haklarına erişimi iyileştirilsin, erişimdeki kısıtlamalar kaldırılsın.

Mültecilik Suç Değildir!

IMZACI KURUMLAR

Halklarin Koprusu Dernegi
Genç LGBTİ Derneği
TİHV
İHD
Irkçılığa Dur De Girişimi
Konak Kent Konseyi
Konak Mülteci Meclisi
Mülteci Der
İzmir Tabip Odası
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri
İzmir Müzisyenler Derneği
İzmir’de Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği

Comments are closed.